Bir vardiya daha, bir kredi başvurusu daha. Her zamanki rutini bekliyordum: evrak işleri, iş planları, nazik bir sohbet ve gün sonuna kadar verilecek bir karar. Sonra kendi manikür stüdyosunu açmak için 30.000 avro isteyen kadın ofisime girdi. Her şey gayet basit görünüyordu, ta ki rutin bir geçmiş araştırması sonucunda, müşterime neredeyse tıpatıp benzeyen bir kadının oynadığı eski bir yetişkin videosu ortaya çıkana kadar. Aynı yüz. Aynı gülümseme. Göz ardı edilemeyecek kadar çok benzerlik vardı. O, bunun kendisi olmadığını ısrarla savundu. Ben ise onun sözüne güvenmeye hazır değildim. Kredi görüşmesi, bir anda bankacılık işinden çok uzak bir hal aldı. Her cevap yeni sorular doğuruyordu, her açıklama gizemi daha da tuhaf hale getiriyordu. Bir noktada, artık onun iş planını değerlendirmediğimi fark ettim; karşımda oturan kadının gerçekten iddia ettiği kişi olup olmadığını belirlemeye çalışıyordum. Görüşmenin sonunda, evraklar nihayet imzalandı. Gizemi çözüp çözmediğimi… Hâlâ tam olarak emin değilim. Ama bir şey netleşti: Her kredi başvurusu parayla ilgili değildir. Bazıları, kime inanacağınızı seçmekle ilgilidir.